15 Haziran 2012 Cuma

emre.

   Birini seversin, unutmak zorunda kalırsın; unutursun. Aradan yıllar geçer, o yıllar geçerken onu her hatırladığında yüzünde tuhaf bi' tebessüm oluşur. Sen bunu fark edemezsin. Ne diyordum, aradan yıllar geçer, bazen durduk yere için kanıyor gibi hissedersin, birisi kocaman bi' yaranın kabuğunu kanatmış gibi. Yadırgarsın bu duyguyu, çünkü yaran yoktur ki. Sevdin ve unuttun. O kadar. Sonra bir gün bir şarkı duyarsın, unuttuğun bütün yılların acısı bi' anda çıkar. Çünkü sen onu hiç unutmak istemedin, unutmadın da bu yüzden. Üstünü örtmekte ustaydın sadece. Ama bi' an, o an o şarkı o örtüyü kaldırdı işte. Kabul etmek istesen de istemesen de. 

   Farkındalık kötü şey. Dönse olmaz artık diyordun, istemem diyordun ya. Bal gibi istiyorsun. Sizi ayıran bütün o farklılıklar yok olup uçsun istiyorsun. Senin olsun istiyorsun. Oysa ne de çabuk kabullenmiştin olmayacağını söylediğinde. Hak vermiştin ona. Haklıydı, farklıydınız. Olması gereken buydu. -yalandı.- Ondan sonra aşık oldun, sevdin, sevildin, öpüştün, seviştin, evlilik planları bile yaptın. Ama o, hep "O" olarak kaldı, kalacak. Senin olmasa bile hep iyi olmasını istedin, onun için hep dua ettin. Başkasıyla mutlu olmasını içten içe kıskandın. Çünkü onu en çok sen sevdin, sen hak ettin değil mi? Keşke hayat bu kadar etobur olmasaydı. sen onun koyduğu noktayı bile okuyabilen herkesi çok kıskandın ki.




  Sevdiğin kadar sevilmezsin. Ve evet, "istenmiyor olmakla ilgilisin."

                                                                                      15.06.2012

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder